Photos
Posts

Lozan meselesi

Erdoğan, muhtarlara seslenirken neden birdenbire Lozan Antlaşması’nı eleştirmek istedi? Bir defa altını çizmek gerekir ki sayın Erdoğan söylediklerinde son derece samimi. Mensubu olduğu İslamcı geleneğin Lozan hakkındaki fikirleri belli. Cumhurbaşkanı’nın Mas-Kom-Yah adlı tiyatroda oyunculuk yaptığı dönemlerde şekillenmiş olan fikir dünyasında Lozan neredeyse nefret edilen bir antlaşmadır.

Elbette bu nefret, ciddi bir araştırmaya, tarih ve siyaset bilimi bilgi...sine dayanmaz. Daha ziyade, Necip Fazıl’ın, İsmet Paşa ve Lozan’ın İçyüzü makalesiyle, fes takınca fes takılan dönemleri bildiğini zanneden Kadir Mısırlıoğlu’nun “Lozan Zafer mi Hezimet mi?” kitabına dayanır. Bir de elbette akli melekelerinin yerinde olmadığı konusunda geniş bir mutabakat olan Dr. Rıza Nur’un meşhur hatıralarına.

İnanmak istedikleri şudur: Bu mazlum halk Kurtuluş Savaşı’nı verdi ancak Batıcı elitistler, İngilizlerin taleplerini masada kabul ederek ruh kökümüze ihanet etti. Memleketi Batı yörüngesine soktular, sonradan da hilafeti kaldırarak sömürgelerde yaşayan Müslümanları Birleşik Krallık’ın insafına terk ettiler.

Bu iddiaların kanıtı yoktur, geçerliliği yoktur ve aslında külliyen yanlıştır. Gelgelelim Türkiye’deki siyasal İslamcılığın efsanelerinden biridir. Libya sebebiyle önceden İtalya’nın ele geçirdiği adaların Lozan’da kaybedildiği gibi bariz tarihi hataların Cumhurbaşkanı tarafından dillendirilmesi de gerçeklerden çok, efsanelere inanıldığının somut bir örneği.

Siyasal İslamın Lozan’la kavgası eski mesele. Fakat bunun şimdi gündeme gelmesiyse muhtemelen tesadüf değil. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Irak ve Suriye’ye Sykes-Picot, Türkiye’ye ise Sevr empoze edilmeye çalışıldı. Bu coğrafyada dönemin Batılı emperyalistlerinin dayattığını savaşarak reddeden tek ülke Türkiye.
Arap Baharı ile başlayan süreçte Ortadoğu tekrar şekillenirken Ortadoğu’ya Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra şekil veren uluslararası düzenlemeler de tartışılmaya başladı. Bu tartışma, Ortadoğu’nun ağabeyi olmak isteyen ve zaten Lozan’la kan davası olan siyasal İslamcıların pek hoşuna gitti. Fırat Kalkanı ile Suriye’ye bir askeri operasyon yapılırken Lozan’ın hedefe konması tesadüf değil.

Operasyonun kalıcı olabileceği ve yayılabileceği ihtimalini gösteriyor. Kamuoyunu buna hazırlamak için bu mesele tekrar gündeme getirildi.

Yani rejimin niteliği daha da İslamileşecek. Ortadoğu’da ise ümmetçi söylemle yeni alanlar açılmaya çalışılacak. Belki bir ara denenen Kürt meselesini İslami söylemle çözmek gayreti yeniden canlandırılacak. Eh bütün bunlar olurken, bir de hilafet ilan edilse. Batı’ya da “bakın biz etmezsek, IŞİD gibiler hilafet kurumunu sömürüyor” denecek.

Paranoyakça mı söylediklerim? Abartıyor muyum? Niyet mi okuyorum?

Bilmem. Sizce?

01.10.2016 - Cumhuriyet
http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazi…/…/Lozan_meselesi.html

See More
Lozan meselesi
cumhuriyet.com.tr

Hukuk fakültesi ilk gün

Aslı Erdoğan’ı, Necmiye Alpay’ı tutukladığınızda terör örgütlerinin “işte şimdi bittik” diyerek kahrolduğunu mu zannediyorsunuz?
Şarkıcı Atilla Taş’ı gözaltına alınca memleketteki darbe tehlikesi mi azalıyor?

...

Bir yere kaçmayacağı belli, kendi kendilerine adliyeye giden yaşlı başlı gazeteci ve yazarları tutuklayınca ulusal güvenlik sorunu çözülmüş mü oluyor?

Liyakat ilkesine, kamudan ihraç edilen memurların arasına fırsattan istifade, cemaate hep karşı durmuş solcuların katılmasıyla mı uyulacak?Darbe zamanlarının “sayın muhbir vatandaş” uygulamalarının nereye gideceği ortada değil mi? Kişisel husumetin olduğunu ihbar et, nasıl olsa açığa alınır, bu dönemde derdini anlatana kadar da atı alan Üsküdar’ı hem de üç köprüyü de sırayla kullanıp geçer. Hele kendinizi gizlemek isteyen bir cemaatçiyseniz bundan iyi bir korunma formülünü bulmak da güç.

İhraç edilenlerin sayıları on binlere ulaştı. Aileleri ve yakınlarıyla beraber bu tasfiyeler yüz binlerce kişiyi etkiliyor. Kamu hizmetinin aksaması da cabası.
Cemaatle mücadelede “kurunun yanında yaş da yansın” umursamazlığının işi sulandıracağı ortada.
Kaldı ki cezaların şahsiliği ilkesini çiğneyecek toptancı yaklaşımların cemaatle ve darbeyle mücadeleye katkısı olmaz. Ortaya hukuka güvensizlik, bürokraside yetki ve görev kargaşası, hasılı bir toz duman ortamı çıkar. Bu ortama ise puslu hava denir. Puslu havayı ise kimlerin sevdiği aşikâr.

Yaverinize kadar sızmış bir yapılanma, bilmem ne lisesinin bilmem ne öğretmenini -cemaat hiyerarşisinde önemli bir yeri yoksa- ihraç ederek çözülmez.

Kilit noktalara yerleşmiş cemaatin darbeci mensuplarının oralara ne şekilde geldiği herhalde her şeyden önemlidir.
O yaverler nasıl oralara geldi?
O generaller kimin zamanında atandı?
Müstafi İçişleri Bakanı’nın ifadesiyle daha üç sene evvel 81 ilin 74’ünün emniyet müdürü cemaatçiymiş. Bu şahıslar kimlerin olumlu görüşleriyle o görevlere atandı?
Cemaate parsel parsel arsaları kim verdi?
Senelerce devletin kilit noktalarına kimlerin himayesinde girdiler?

Elbette bunlar zor ve çok siyasetçinin kariyerini bitirecek sorular. O sebeple hiç takılmayalım. Bunun yerine Atilla Taş’ı gözaltına alıp, Bank Asya’da hesap açmış memuru ihraç edelim. Hem dostlar alışverişte görür hem de vaktinde alışveriş yapılmış olanlar görünmez olur.
Cemaat yargısına, cemaat güçlüyken hatırlattıklarımızı şimdi de hatırlatalım. Tutuksuz yargılama kuraldır, suçta ve cezada kanunilik esastır, cezaların şahsiliği ilkesi vardır ve herkes aksi ispat edilene dek masumdur.
Hukuk fakültesinde ilk gün ilk zilden sonra anlatılanlar yani.

03.09.2016 - Cumhuriyet
http://www.cumhuriyet.com.tr/…/594938/Hukuk_fakultesi_ilk_g…

See More
Hukuk fakültesi ilk gün
cumhuriyet.com.tr
Posts

Gelecek göz kırpıyor

Dünya birçok açıdan yeni bir dünya. Daha doğru bir ifadeyle, eski dünyayla yeni dünya arasında bir alacakaranlık kuşağında. Soğuk Savaş’tan sonra bin yıl süreceği zannedilen düzen çatırdıyor. Yani tarihin sonu gelmedi. Serbest piyasa ekonomisi ve demokrasi sihirli bir formül gibi her yere yayılamadı. MacDonald’s bulunan iki ülkenin savaşmayacağı iddiası mesela Rusya ile Gürcistan’ın kısa savaşından sonra söylenmez oldu.

Daha bir on sene önce büyük bir ge...

Continue Reading
Gelecek göz kırpıyor
cumhuriyet.com.tr

Ahmak değiliz

İsmail Kahraman’ı bilirsiniz. Meclis Başkanımız. Eski ve namlı İslamcılardan. Anayasadan laikliğin çıkmasını istiyor. Dindar bir anayasa arzuluyor. Muhtemelen yaşı ilerlediğinden sabırsız. Şu ahir-i ömründe İslamcı bir anayasa görmek istiyor. Haksız da sayılmaz. Milli Türk Talebe Derneği başkanlığından, Komünizmle Mücadele Dernekleri’nden bu yana beslediği hayal hiç bu kadar yakın olmamıştı. Devletin neredeyse her makamında eski arkadaşları ve talebeleri var.

S...oğuk Savaş’ın ABD desteğiyle kurulmuş antikomünist derneklerinden yetişmiş biri. Haliyle zihni de Soğuk Savaş’ın o senelerinde şekillenmiş. Kimliğini dönemin Amerikan çıkarlarını İslamcılığıyla birleştirmesine borçlu. Amerikan 6. Filosu’nu kıble belleyip namaza duranlar gibi. 16 Şubat 1969’da, Taksim’de Kanlı Pazar’da.

Amerikan emperyalizmini protesto etmek için sokaklara dökülmüş silahsız gençlere polis nezaretinde bıçak ve sopalarla saldıranlar gibi. Öylesine yerli ve milli.

Amerikan firkateynlerinin küçük miçosu. Amerikan çıkarları için kurulmuş derneklerin gediklisi. Hakiki bir devlet İslamcısı.
Che Guevara’yı görünce kendinden geçmesi bu sebeple. Beyninin önemli bir kısmı hâlâ Soğuk Savaş’ta yaşıyor. O vakit Amerikan menşeili broşürlerde Che Guevara hakkında okuduklarını bugün papağan gibi tekrarlaması bu sebeple. Şartlı refleks. Latin Amerikalı devrimciyi görünce zannediyor ki efendisi hâlâ tehlikede. O günler geçti geçmesine, ama ne yapsın, bir defa bütün kariyerini ve zihin yapısını o günlerde nemalandıklarına borçlu.
Ne dedi geçen gün?

“Bolivya’da, Küba’da, Güney Amerika’da faaliyette bulunan bir eşkıya benim liseli gencimin yakasında, göğsünde olamaz. Olmamalı.”

O gömlekleri giyenlerin göğüslerinde bir eşkıya resmi taşımak istemedikleri belli. Che Guevara’yı eşkıya olarak görmedikleri de. Şayet göğsünde bir eşkıya resmi taşımak isteyenler olursa kimin en devletlisinden eşkıya olduğu da ortada.
Ne demişti Kanlı Pazar’dan evvel MTTB Başkanı genç İsmail Kahraman: “Komünizme zemin hazırlayanlara yeter ve dur deme zamanı gelip geçmektedir.”

Netice, Taksim Meydanı’nda antiemperyalist öğrencilere saldıran ve iki kişiyi öldürüp yüzlerce kişiyi yaralayan eşkıya güruhu. Onları koruyup kollayan polis ve İçişleri Bakanı.
İsmail Kahraman. Peki, İsmail, kimin kahramanı?
İsmail, Soğuk Savaş zamanı Amerikan emperyalizminin kahramanı. İsmail, bugün kimin kahramanı?
Yerli ve milli maskesi takan devlet İslamcıları, petro- dolar bekçileri, Amerikan firkateyn miçoları.

Soğuk Savaş zamanı ABD bayrağının gölgesinde serpilen MTTB, Komünizmle Mücadele Derneği, Rabıta yetiştirmeleri bugün “yerli ve milli” edebiyatı yapmakta.

Ahmak değiliz ki inanalım.

31.08.2016 - Cumhuriyet
http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/…/Ahmak_degiliz.html

See More
Ahmak değiliz
cumhuriyet.com.tr

Hamaset çıkarlara aykırı

Nisan 2015’te The Atlantic dergisinden Jeffrey Goldberg, Obama ile bir söyleşi yaptı. Bu söyleşiye dayanan uzun bir makalede şu değerlendirmeye yer verdi: “Obama, Erdoğan’ı başta Doğu- Batı bölünmesine köprü olabilecek ılımlı bir Müslüman lider olarak görüyordu. Ama artık Obama, Erdoğan’ı bir fiyasko, muazzam ordusunu Suriye’ye istikrar getirmek için kullanmayı reddeden otoriter bir lider addediyor.”

Üç ay sonra darbe girişimi yaşandı. Dört ay sonra ...

Continue Reading
Hamaset çıkarlara aykırı
cumhuriyet.com.tr

Ağam benimle eğlenir

Meclis kendini bombalayanları araştıracak. 15 Temmuz darbe girişimi ve faaliyetlerini araştırma komisyonu bu sebeple kuruldu. Bu komisyon hem Gülen örgütlenmesini, hem darbe girişiminin perde arkasının aydınlatılması için önemli. Daha da önemlisi, komisyonun geniş kapsamlı bir yüzleşme için de kullanılma imkânı. Tabii, memleketimizde bu imkân ancak teoride kalıyor.

Can havliyle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya ve Avusturya’da yaşanan denazification...

Continue Reading
Ağam benimle eğlenir
cumhuriyet.com.tr

Ayıklayın pirincin taşını

Bir hayalin çöküşünü izliyoruz. Neredeyse bir memleketi çökertecek bir hayalin çöküşünü. Siyasal İslam fikri, onca senedir ilmek ilmek işlenen dava kaybedildi. Bir memleketi istikrar ve huzurla yönetmesi mümkün olmayan bir siyasi fikir iflas etti.

Soğuk Savaş’tan beri önce Amerikancı iktidarların haylaz ama bizim çocuk diye başını okşadığı siyasal İslamın on dört senelik iktidarının hepimizi getirdiği yer ortada. Biraz duble yol, bolca inşaat yanınd...

Continue Reading
Ayıklayın pirincin taşını
cumhuriyet.com.tr

Ya ittifak bozulmasaydı?

Cemaat ve AKP’nin emniyet, yargı ve askeriyede kurduğu koalisyon sürseydi? Cemaatin Güneydoğu’da istediği atamalar gerçekleşseydi, istihbarat tek elde toplanmaya çalışılmasaydı, AKP cemaate istediği milletvekilliklerini verseydi.
Mesela Arap baharı olmasaydı. Fethullah Gülen, iktidara Bülent Arınç eliyle rejimi destekleyen Suriyeli İslam âlimi Ramazan el-Buti’nin mektubunu göndermeseydi?

...Continue Reading
Ya ittifak bozulmasaydı?
cumhuriyet.com.tr

Enkaz halinde nesil

Darbe girişiminin üzerinden çok vakit geçmeden mesele bir şekilde Gezi’ye bağlanmaya çalışıldı. Memleketin generallerinin yarısı tutuklanmış, yüzlerce vatandaş öldürülmüş, Meclis binası, Aksaray, Polis Özel Harekât binası bombalanmış, Cumhurbaşkanı kendi ifadesiyle on beş dakikayla kurtulmuş. Memleket senelerce iktidar tarafından desteklenmiş bir İslamcı hareketin kurduğu ağ kullanılarak çökertilmekten kurtulmuş.
İnsanın bu denli büyük bir depremden sonra...

Continue Reading
Enkaz halinde nesil
cumhuriyet.com.tr

B planı

Fethullah Gülen’in iade edilmesini istemiyor musunuz? Hemen idam cezası geri gelsin diye kampanya yapın. Hatta bununla kalmayın, idam cezası geriye yürüsün diye bastırın.
Gülenciler iade edilmesin mi istiyorsunuz? Medyaya yansıyan darp görüntülerini bir iki tokat diye geçiştirin. İşkence iddialarını araştırmayın. Bunu dile getirenleri hainlikle suçlayın.
Dünyada darbe girişiminden çok, iktidarın baskı politikaları mı konuşulsun istiyorsunuz? Cemaate bin ışık yılı uz...aktaki Sıla’nın sözlerini çarpıtıp, bir zamanlar cemaatin yanından ayrılmayan belediyeleriniz eliyle konserlerini yasaklayın.
Darbe girişimi üzerinde soru işaretler kalsın mı istiyorsunuz? 15 Temmuz gündüz saatlerinde neler olduğundan hiç bahsetmeyin, istihbarat zafiyetini, darbe ihbarı varken neredeyse bütün komuta kademesinin düğünlerde halaya durmasını, çelişkili ifadeleri hiç gündeme getirmeyin. Onun yerine mesela cemaatin yargıda örgütlenmesi hakkında kitap yazan hâkimi FETÖ üyesi diye tutuklayın.

Darbe girişimi sonrası toplumsal uzlaşıya erişilmesin mi istiyorsunuz? HDP’yi dışlayın, gece vakti helikopterler eşliğinde binalarını basın. Cemaatin tetikçisi olduğunu itiraf eden Ferhat Sarıkaya adlı savcı görevinde kalsın, daha düne kadar cemaatin tepelerinde yer almış olan itirafçılara muteber zevat muamelesi gösterin.
Darbe girişimine giden yoldaki siyasi destek, bulunmasın mı istiyorsunuz? Parselcilere sahip çıkın, cemaat yargısının davalarına müdahil olmuş milletvekili yaptığınız avukatlara kol kanat gerin, devletin her yerinde örgütlenirlerken onlara destek olan siyasetçileri gizleyin. Darbe başarıya ulaşsaydı Bakanlar Kurulu kimlerden oluşacaktı, Genelkurmay başkanı, cumhurbaşkanı kim olacaktı, bunları hiç gündeme getirmeyin.
Başınız darbe tehdidinden kurtulmasın mı istiyorsunuz? İsterlerse askeriyenin ele geçirilebileceğini öğrenmiş, el ovuşturan diğer cemaatlere şimdilik size sadıklar diye kapıları aralayın. Sokun hepsini fotoğraf karelerine. Eğitim sistemini daha da dinci bir hale getirin ki o cemaatler güzel güzel örgütlensinler. Cemaatin eğitim altyapısını başka cemaatlerin vakıflarına devredin. Fethullah Hoca’dan değil Methullah Hoca’dan talimat alacak subayların, hâkimlerin, savcıların önünü açın. Atılan cemaatçilerin yerine onları atayın.

Bir de cemaate verdiğiniz destek yüzünüze vurulmasın mı istiyorsunuz? En çok siz bağırın, en çok siz suçlayın, herkesi ihbar edin.
Emin olun bunları yaptığınız sürece Gülen ve Gülenciler iade edilmez, kanlı darbe girişiminden çok, iktidarın baskı politikaları konuşulur, toplum daha da bölünür, darbecilerin siyaset ayağı gizlenir, darbe tehdidi hep canlı kalır.

Cemaat daha ne istesin. Başarısız bir darbeden sonra bir B planları olsa bu kadar iyi işlemezdi. Tebrikler.

13.08.2016 - Cumhuriyet
http://www.cumhuriyet.com.tr/m/koseyazi…/583730/B_plani.html

See More
B planı
cumhuriyet.com.tr

Hukuk devleti

15 Temmuz’dan sonra Batı medyasının ve Batılı siyasetçilerin tutumu çok şikâyet konusu oldu. Hakikaten de Batı medyasında yayımlanan haber ve analizler, özellikle darbe girişimini takip eden ilk günlerde, Gülen cemaatinin rolüne yeterince yer vermedi. Bu vaziyeti düzeltmek için en çok gayret edenler de yabancı dilde yazdıkları makalelerle Gülen tehlikesini ve darbe girişimindeki muhtemel pozisyonunu anlatan Erdoğan muhalifleri oldu.
Bu yazılar belirli ölçüde etk...

Continue Reading
Hukuk devleti
cumhuriyet.com.tr

HDP'yi dışlamak

Bir süredir, Meclis tutanaklarını inceliyorum. Özellikle CHP milletvekillerinin Gülen cemaati hakkındaki uyarıları ve AKP’li milletvekillerinin Gülen’i neredeyse canları pahasına savunması ibretlik. Gülen’in o dönemki baş savunucularının bugünün en ateşli Gülen karşıtı olması da öyle. Suçluların telaşı... Gelgelelim nasıl olsa Allah’tan ve milletten af dilenerek mesele kapatıldı. Kapsamlı bir yüzleşme olmadan meselenin bu şekilde kapatılmasının yeni imamların ...yeni ordularına yol açacağını ısrarla not edelim.
Bir hakikat komisyonu, memleketin nasıl bu hale geldiğini soruşturmalı. Sadece kandırıldık, aldatıldık diyerek iş çözülmez. Nasıl ve neden aldatıldığınızın da ortaya konması gerek. Belli ki kandırılması kolay kişilersiniz. Bir daha tuzağa düşmemek için ilk olarak kandırıldığını iddia edenlerin böyle bir komisyona ihtiyacı var. Aksi halde, hangi ehliyetle memleketi yöneteceğinizi iddia edebilirsiniz?
HDP’nin sürekli surette dışlanması ise “onlar da olsa iyi olurdu” diye geçiştirilebilecek bir konu değil. Bu, memleketin bir kısmını dışlamak demek. Adını koyalım bu ayrılıkçı bir siyasettir ve başımıza çok iş açar.
Hele zaten doğru düzgün yürütülemeyen çözüm sürecini cemaatin torpillediği ortadayken.
Sakine Cansız ve iki arkadaşının cinayeti hakkında Fransız savcının değerlendirmeleri belli. Suikastçının MİT’le bir şekilde bağlantılı olduğu resmi belgelere girdi: “Ancak yapılan

araştırmalar söz konusu MİT ajanlarının bu olayları resmi olarak, üstlerinin onayıyla mı, yoksa MİT’in haberi olmadan kendi başlarına barış sürecini kötülemek veya sekteye uğratmak için mi yaptıklarını belirlemeye yetmiyor.”
Bu konuda savcılığın bilgi taleplerine devlet içerisinden cevap vermeyenler kim? Cemaatin imamı Kozanlı Ömer’in Pars cinayetinde parmağı olduğunu ileri süren haberler, soru işaretlerini artırmıyor mu?
Çatışmaları tekrar başlatan Ceylanpınar’da iki polis memurunun öldürülmesi hâlâ karanlık. Polisleri öldürmekle suçlananların savunmaları işin yargı safhasının nasıl özensiz yürütüldüğünü gösteriyor. Davada tutuklamakararı veren hâkim, FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı. Ayşe Yıldırım, köşesinde belirtti. Sanıkları ihbar eden kişinin kardeşi de FETÖ sebebiyle tutuklanmış. Soruşturmayı yapan savcı ise Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Müdürlüğü’ne atanmış.
Polis memurlarından Feyyaz Yumuşak’ın öldürülmeden sadece dört gün önce, bir dava dosyasında adının, adresinin ve telefon numarasının yazılması sebebiyle, savcılığa canının tehlikede olduğu gerekçesiyle başvurduğu ve savcının buna rağmen bir şey yapmadığı da haberlerde yer aldı.
Neticede çözümün engellenmesi cemaatçi bir siyasettir. HDP’nin dışlanması da cemaatin Kürt siyasetiyle uyumludur.
Toplumsal uzlaşma için kaçırılmaz bir imkân varken bunu çarçur etmenin izah edilecek bir yanı var mı?

10.08.2016 - Cumhuriyet
http://www.cumhuriyet.com.tr/m/…/582019/HDP_yi_dislamak.html

See More
HDP’yi dışlamak
cumhuriyet.com.tr

Dikkat

Zamanında Gülen cemaatini övmelere doyamayanlar bugün demokrasi şampiyonu oldu. Genelde en çok ses çıkaranlar da onlar. Bu ikiyüzlülük akıl alır gibi değil. Şimdi yavaş yavaş, cemaatin orduya çöreklenmesinin faturasını laikliğe fatura etme çabaları görülüyor. Henüz mahcupça. Ancak ikiyüzlülükleri ve fırsatçılıkları malum. Bir süre sonra iktidar çevrelerinde bu gerekçenin sıklıkla kullanılması ihtimali var.
Dindarların orduya girişi engellendiği için cemaatçiler takıyy...e ile orduya sızmış. Baştan temiz dindarların orduya girmesine müsaade edilseymiş, cemaatçi sızma gerçekleşmeyecekmiş.
Bu tuhaf gerekçeyle uzaktan da olsa temas eden bir açıklama da Cumhurbaşkanı’ndan geldi: “Tek parti döneminden itibaren uzun süre, fevkalade yanlış bir şekilde, ‘irtica paranoyasıyla’ ve devlet imkânlarıyla dini cemaatlerin üzerine gidildiği dönemlerde, her grup gibi, bu yapı da milletimizin kolları, kanatları altında varlığını sürdürmüştür.”
Laiklik sebebiyle cemaatin orduya sızdığını ileri sürmenin pek bir mantığı yok. Emniyet, yargı ve bürokrasiye cemaatçilerin sızması nasıl izah edilecek? 14 senelik AKP iktidarında buralardaki katı laiklik uygulamalarıyla mı?
Elbette, laiklik adına orduevlerine başörtülülerin girmesinin engellenmesi, üniversitelerdeki yasaklar gibi aslında laikliğe zarar veren uygulamaların aşırılığını not edelim.
Ancak cemaatçi sızmanın asıl sebebinin laiklikten değil laikliğin uygulanmamasından kaynaklandığını da bilelim. Cumhurbaşkanı cemaate verdiği destek için özür dilerken, desteklerinin sebeplerinin “ortak bir noktaları olmasına” bağlıyor ve ekliyor “Allah dedikleri için müsamaha gösterdik.”
Bu müsamaha, alnının secdeye varmadığını düşündüklerini ya da yeterince Allah demediğini düşündüklerini cemaat lehine tasfiye etmeyi de içermiyor muydu?
Liyakat kriterine uyulmadığı ve “Allah demek” kriterine göre kadrolaşmaların önünün açıldığı ortada değil mi? Daha önceki laiklik karşıtı iktidarların gösterdiği müsamahanın AKP iktidarında uzun bir süre fiili bir işbirliğine dönüştüğü açık değil mi?

See More
Dikkat
cumhuriyet.com.tr

Yeniden inşa etmek

Erdoğan, Allah’tan sonra milletten de af diledi. “Bunlara yardımcı oldum” dedi. 2010’da gerçek yüzlerini görmeye başladığını ve 2012’den itibaren de net bir tavır aldıklarını ifade etti.
Biliyoruz ki ayrılık süreci, 7 Şubat 2012’de MİT Müsteşarı’nın ifadeye çağrılmasıyla su yüzüne çıktı. Buna rağmen, Gezi zamanı Erdoğan Türkçe Olimpiyatları’na gitti ve oradaki kitleyi överek, Gezi’ye katılanları onlara şikâyet etti. Neticede, Erdoğan’ın dün söylediği üzere...

Continue Reading
Yeniden inşa etmek
cumhuriyet.com.tr

Uçurumun dibi

“Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz.” Cumhuriyet’in kurucusunun bu sözleri söylemesinden 91 sene sonra geldiğimiz yer ortada. Rüyasında peygamberle konuştuğunu söyleyen bir meczubu mehdi bellemiş on binlerce kamu personeli. Bu meczubun müridi orduya çöreklenmiş subaylar.
Bu meczubun, cinleri kullandığına inanan siyasetçiler. Bunları televizyonda ciddi ciddi tartışan kerlifeli âdemle...r. Telekineziyle Cumhurbaşkanı’nın canına kastedildiğini söyleyen danışmanlar, kendisinin on defa büyüyle öldürülmeye çalışıldığını iddia eden bir zamanların pek saygın “hoca efendisi.”
Şimdi hep beraber şaşırmış gibi yapalım. Fethullah Gülen’in devlete sızarak bir el koyma çabası içinde olduğu yeni anlaşılmış gibi yapalım.
O kadar gazeteci senelerdir yazmamış, hakkında resmi raporlar düzenlenmemiş, davalar açılmamış gibi şaşıralım. 1999’da Gülen’in ABD’ye kaçmasına yol açan video kaydında dahi açıkça “her tarafı fethetme, ele geçirme yolunu şahsen tercih ederim” denmemiş, aynı konuşmada “Anayasal müesseselerdeki kuvveti cephenize çekmeden her adım erken” diye nasihat etmemiş gibi davranalım.
Bugünün demokrasi kahramanı yazarları Gülenci sızıntıya karşı uyaranları her yere Yahudiler sızıyor diyen Nazilere benzetmemiş gibi yapalım. “Hoca Efendi”ye ağlak mektuplar düzenleri unutalım. Aramıza nifak sokmaya çalışıyorlar diye Gülen’i sahiplenen siyasetçileri hafızamızdan silelim.
“Ne istediler de vermedik” söylenmemiş olsun, Gülen’in devleti ele geçirdiğine kargalar bile güler dendiği hatırlanmasın. Cemaat davaları hakkında yazanlar darbeci ilan edilmemiş sayalım. Ekmeğini cemaatin davalarında amigoluk yaparak kazanmış olanlar demokrasinin neferi olarak kayda geçsin. Onlarca sene Gülen’in başyaverliğini yapanları bugün bilge adamlar olarak kabul edelim.
Bu yüzsüzlüğü, bu işbirliğini, devleti bu işgal gücüne tepsiyle sunanlardan bahsetmeyelim.
Neticede Allah bizi affetsin dediler. Bitti.
Siyasi ya da hukuki sorumluluk asla söz konusu olmayacak. Olamaz da zira artık burası şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketidir.
Bugün imamın ordusu. Yarın başka bir imamın ordusu. Altın nesil diye bastıranlar gider, başka tür bir İslamcı nesil isteyenler gelir. O cemaat gider başkası gelir.
Hukuki ve siyasi sorumluluğu olanlar hesap vermezse, iş toptancılıkla cemaat yargısına benzer davalarla yürütülürse çok zaman geçmeden başka bir meczup gelir yine sistemi hackler.
Siyasal İslamcılığın memleketi getirdiği yer bir uçurumun kıyısı. Siyasal İslamcılık dev bir istikrarsızlık kaynağı. Laik, demokrat, halkçı bir siyasi hareket güçlenmezse istikrarsızlığın sonu gelmez. Laiklik Türkiye için bir ölüm kalım meselesi. Bu gözardı edilirse, istenen tedbir alınsın, işin sonu uçurumun dibidir.

See More
Uçurumun dibi
cumhuriyet.com.tr

Devletin yeniden inşası

Türkiye uzunca süredir travma üzerine travma yaşamakta. Doğup büyüdüğüm şehir Ankara’nın payına ise bu travmalardan belki de en fazlası düştü. Tren garı, Merasim Sokak, Kızılay intihar saldırılarıyla şehir ardı ardına kalbinden vurulmuştu. 15 Temmuz’da ise iş, savaş uçaklarıyla bombalanmaya kadar vardı.
Dün, Cumhuriyet gazetesinden bir grupla CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla röportaj yapmaya giderken hem Ankara’nın hem de memleketin bu sarsıntı...

Continue Reading
Devletin yeniden inşası
cumhuriyet.com.tr

Kurtuluş reçetesi

2014’ün Ocak ayında, memleketin gündeminin boğuculuğu üzerine Susan Sontag’ın “Zaman her şey bir anda olmasın, mekân ise hepsi bizim başımıza gelmesin diye var” sözünü hatırlamıştım. Zaman ve mekân uyumunun zorla kırıldığı yerler buralar. Bu sözü hatırlamama, uzun süre Ortadoğu temsilciliği yapmış yabancı bir gazeteci vesile olmuştu. Yaşını başını almış gazeteci röportajın sonunda şöyle söylemişti:
“Uzun süre Lübnan’da yaşadım. Lübnanlı arkadaşlarımın kısır...

Continue Reading
Kurtuluş reçetesi
cumhuriyet.com.tr